~~~~~~~~~~~~~~~

Zamanın Şimdisi ve Sonrasında




Parmaklarım sana yazmıyor, dilim söylemiyorsa, sesim çıkmıyor, nefesim içimde sus pus olmuşsa bu değil ki senden vazgeçtim. Kışın ortasına düşen güneş ışığımsın, hayalini düşlesem ısınırım. Bir kuş tüyünün hafifliği gibi inersin sol yanıma, içimi fırtınalar değil, sakin denizlerin mavilikleri kaplar. Ne zaman çaldın kalbimi, ne vakit araladın perdeyi bilmem. Bir tek sevgini bilirim o da içimde döner durur her gün yeni baştan ezberlerim. Hayatımın tek harfisin, yaban kalır dağarcığım senden başka tüm harflere. Yazacaksam sana, susacaksam da sana susarım. Özleminden gözyaşım düşmez mi sanırsın, düşer elbet, hem de yattığım yastıkları delercesine ama isyan etmem, öfkelenmem. Sakin bir dere gibi akar yanaklarımdan yol alır gider senin olan dudaklarımın kıyılarında nöbetler. Yokluğun kırmaz mı hiç elimi ayağımı, kırar elbet, dizlerimin tam altından her gün biri gelip kurşunlar ama yoksun demem, diyemem. Ey Aşk, her hücrem böylesine senken ancak ben yeryüzünde senli cennetlere düşerim.

Hamiyet Akan
20.09.2017
16:10

Yüreğimin Kayıp Şiiri


   

Hikayesi kırık, kendine sürgün bir şairdim ben, sense şiir olup düşmüştün cümlelerime. Öyle bir düşmekti ki bu, yer yerinden oynamıştı. Cümleler, birbirine çarpıp etrafa saçılıyor, kristaller gibi gözlerimi alıyordu. Yazmak istiyordum bu şiiri kimselerin yazamadığı biçimde. Kırmadan, dökmeden, ezip geçmeden, bir kuş tüyünün yere düşüşü kadar sakince yazmak ve tüm dünyaya okumaktı niyetim. Ama cümlelerim bir gece ansızın çalınıp gitti. Elimde yüreğime batırıp batırıp yazmaya hazırlandığım kalemim kaldı. Şimdi yazılamayan bir şiirin yası gelip çökmüş içimde bir yerlere. Ah be güzel şiirim, ben hiç böyle yetimlik, böyle öksüzlük çekmedim. Böyle sözsüz, böyle sessiz, böyle sensizlik bilmedim. İçimden nefesimi mi çektiler, ellerimi bileklerimden mi kestiler, ne bu güçsüzlük bedenimde... Ne bu sis, ne bu duman böyle yürek yüreği görmüyor... Ortalık kan revan, gelmiş geçmiş tüm şairler can çekişiyorlar. Ah be güzel şiirim, mevsim sonbahar diye mi gelmez oldun, üşürüm diye mi korktun? Ah ki ne ah, keşke bilseydin ben seni yüreğimle kaç kat sarar sarmalardım. Sonbaharmış, kışmış, fırtınaymış hepsi bir gelse seni sakladığım yerden çıkarıp alamazdı. Sana en sıcak iklimleri getirirdim. En güzel gelincikleri, en güzel dağ sümbüllerini, lalelerini getirirdim. Her yanın buram buram çiçek kokardı. Sonra koklaya koklaya severdim senin her bir harfini. Öyle ya yüzlerce binlerce harf gizliydi sende. Hangisine dokunsam bilirdim ki huzura kapı açardı. Şimdi ben sensiz kayıp bir şehirim. Çık gel, bul beni. Sen şiirim ol, şairin olup her hecene, her mısrana ömrüm vereyim.

Hamiyet Akan
10.09.2017
02:25

Sonbahar Susuşları


 

Sarı yapraklar arasında dizlerine başımı koymalı ve unutmalıydım gelmiş ve gelecekte ne varsa. Sadece bir an durmalıydı zaman. O bir ana sığmalıydı dünya. Susacaksak bile sonbahar gibi asilce susmalıydık. Olmadı yâr olmadı. Asi rüzgârlar esti başımızda ve biz savrulduk uzaklara...

    🎼🎼Teoman-Sonbahar Rüzgârları 

Kuşlar Uçuyordu Kim Vurdu Onları


Benim bütün dünyam bir çöl idi, vaha bildim seni. Yanağındaki gamzeye göm istedim beni. Yüreğimin ayağı kırık, gözü ama, dili lal idi; seni sevdi diye bülbül oldu, kuş oldu, tüm dünya karanlık bir zindan idi sevginle cennet bağı oldu, gülistan oldu. Yumruk kadar yüreğim vardı, koca dünyaya sığamaz oldu. Ey Aşk, yok olan ruhumun yokluklar arasında yeniden doğma sebebiydin sen. Nefessiz kalan kalbimi şimdi sana ne ile anlatayım? Hangi sözcük demetini buraya döküp, hangi cümleleri inci gibi dizeyim de sana bende ki seni anlatayım, yada içime sığamayan özleminin bedenimde ki şiddetli sancılarını kaç sayfaya akıtayım? Özleminle doldurulmuş bir fanusun içine kapatılmış gibiyim, ne yana dönsem içime sensizlik kaçıyor. Aylardan ağustos dışarıda kavurucu bir sıcak ama gel gör içimde buzullardan kaç tepe var! Şimdi birilerinin üzerine güneşler düşerken benim üzerime yıldırımlar düşüyor. Susuz kaldım yar, dudaklarım kavrulmuş topraklar gibi bir yudum aşkına hasret. Gel içir aşk badesini yada gel de geleyim yurt bileyim dizlerinin dibini. Ellerinle okşa yeter saçlarımın tellerini. Kışlarım bahar olsun, yazlarım yaz gibi olup içimi ısıtısın. Dökülen kaç yaprağım varsa bil ki sensizlikten sebep. Bir şey söyle yeniden çiçeklensin dallarım. Bir şey söyle gecelerden sabahların aydınlığına erebileyim, üzerime doğsun diye beklediğim güneşim kaçmasın benden köşe bucak. Gel aç yüreğimi bir bak ne denli yer kaplıyor sevdan. Dudaklarıma gel bir dokun, bir sor kaç bin defa sen diyor. Ey Aşk, menzilim senli yarınlarken vuruldum tam sol yanımdan. Şimdi dünüm yarınımın mezarını kazıyor, gel ya dirilt yarınlarımı ya da bir kürek toprak at.

Hamiyet Akan

23.08.2017

Chopin-Spring Waltz

Gitmeler Durağı Yoktur Sevmeler Kentinde



Beynimde cümlelerin,
Karşımda yolların raksı,
İçimde bir aşkın kırık dökük buseleri...

Ne diyordu Cemal Süreya:
"Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki"

Çıkıp gitmek bir kentten, belki bir yerden...
Ama kolay değildir bir insandan çekip gitmek.
Nasıl gidilir bilemezsin.
Gitmeler durağı yoktur sevmeler kentinde.
Gidemezsin elleri gelir aklına, ellerini sahiplenen, milim milim tenini ezberleyen.
Gözleri gelir içer bir çırpıda gözlerini ve bir ses "güzel gözlüm benim" diyen.
Cezbeye tutulmuş bir dervişe döndüren buseleri gelip kurulur dudaklarının kıyı boylarına.
Yeryüzü cenneti dediğin kollarına düşen başın gelir aklına.
Kollarının arasında içini dolduran kokusu sızlatır yokluğunda.
Ve içinde bir kuş çırpınıp durur nasıl uçacağını bilemeden.
Kolaydır bir kentten gitmek uzaklara ama benliğine sardığın yârdan gidemezsin hele sevdası zerk etmişken damarlarına.
Sağın solun, önün arkan o olmuşken gerek yoktur saklanmaya.
Gitmeye kalksan yüreğinde en şiddetli depremler olur, hücre üstünde hücre kalmaz.
Gitmeye kalksan ayrılır etlerin birbir kemiklerinden.
Zordur gitmeler, mangal gibi yüreğin kucak açmışsa harlanmış bir aşka...

Hamiyet Akan

21.08.2017
02:01

Sezen Aksu-Acıtmışım Canını Sevdikçe

Eski Zaman Kadını


 

Ben eski zaman kadınıyım. 
Aklım ermez öyle yeni yetme sevdalara. 
Bir sevdayı mühürlemişim tam sol yanıma,
Yüreğim akar durur şimdi ucu yanık mektuplara.
Adı aşk olan her şey şiir olup düşer sayfalara.

Ben eski zaman kadınıyım.
Bakışlarım bulut saklar, nefesim karanfil.
Gülüşüme gömülüdür acıların en afillisi.
Kimse görmez yüreğimin sökük entarisini. 
Ben eski zaman kadınıyım. 
Daha fazlasını ne sen sor, ne ben anlatayım.  

Hamiyet Akan



Müptelay'd'ım Sana Ne Gerek Var ki Şimdi Bu Vedaya


Kanser benim tabirim ile bedenimizdeki başı boş uyuz hücreler hatta tedavi gördüğüm sıralarda çok afedersiniz kıçı kırık hücre bozuntuları derdim. Size yenilmem deyip atlatmıştım bu mendabur hastalığı ama dün gece çok sevdiğim bir insan bu uyuz hücre bozuntuları yüzünden hayata veda etti. Her seferinde görüyorum ki bu hastalık insana bir kez geldim mi bedeninde sinsice bekliyor ve fırsat bulur bulmazda... neyse diyeceğim şu ki dün gece Harun Kolçak'ın ölüm haberini aldığım anda allak bullak oldum. Daha nisan ayında Kadıköy konserine gitmiştim ve o gün gözümden kaçmamıştı Harun Kolçak'ın zayıflamış ve bitkin hali. Benim için çok çok özel bir insandı. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Güle güle güzel insan dilimden düşmeyecek şarkılar ve giderayak aklımdan silinmeyecek anılar bıraktın bana. Hani o guzel sesinle diyordun ya: "Ağlat beni sana da bu yakışır. İnsan bu elbet bunada alışır." Bu acı hiçte alışılacak türden değil :(

“Ölüm hayatta birçok şeye anlam katıyor. Ölümsüz olsaydık, birbirimize değer vermezdik"
"Unutma; sen gelecek planları yaparken, hayat da kendi planlarını yapıyor."
Harun Kolçak

 Harun Kolçak-Yanımda Kal

Yıldızları Sen Söktün Güneşi Ben Söndürürüm


 

Gözlerinle tuttun içinde büyütemedin beni
Düşürdün zamanın çirkefine sevdanın maviliğini
Canımda hançer oldun gündüzümde siyah
Gecemde bin türlü ah
Acılar doğuruyor her gözümü açtığım sabah
Mimiklerim gölgelere saklanırken yüzümün atlasında
Aşk dolu sözcüklerim 
Sonsuz uykuya dalıyor en sancılı suskularda
Sen nerden bilirsin ki
Canımdan kaç adak verdim
Bir sergüzeşt olmamak için senin topraklarında
Ah bilmedin yâr bilemedin
Ömrümün bereketi
Yüzümün tebessümüydün oysa
Şimdi katran karası şerbetler içsemde sensizliğin yurdunda
Yine de sıyırıp alır yüreğim 
Yüreğine büyük gelen sevdamı bir çırpıda
Ve bir elveda yapışır 
Buselerinle sarhoş ettiğin bu dudaklara
Elveda yâr elveda

Hamiyet Akan 
20.6.2017

Seni Var Eden Ne Varsa Sevdim


 

Senin beni doğurduğun yerden
Dumanı hasret kokan bir sevda büyüttüm
Sonra tuttum gözlerini sevdim ben
İki elimi avuçlarının içine hazine gibi saklamanı sevdim
Yüzümün her karesini ezberlemek için dolaşan ellerini sevdim
Dudaklarından varlığını varlığıma akıtmanı sevdim 
Alev alev yanan başını göğsüme bırakmanı sevdim
Cennet kokusu diye taptığım kokunu sevdim
Boynundan öptüğümde 
Yüzünde oluşan tatlı tebessümü sevdim
Seni var eden neyin varsa
Beni de var ettiği için sevdim
Ben seni çok sevdim 

Hamiyet Akan
16.6.2017

Zeytin Çiçeğim


 

Dalımda yeşerttiğim zeytin çiçeğim
Dünden kalan adsız yarınlara gebeyim
Yüreğim şiir olmuş sana doğru akmakta
Ama nafile ucu kırık kalemimin
Oysa ki aşkına aşina cümlelerim
Ah be zeytin çiçeğim
Dört yanı özlemlerle çevrili sevda ülkesiyim
Özlemini dağa taşa ormana yükledim
Kaldıramadı özlemini bu şehrin bedeni
Dağıldı dört bir yana toz gibi 
Şimdi sen söyle
Nasıl dayansın yumruk kadar yüreğim

Hamiyet Akan 
14.6.2017

 
Theme:deluxetemplates.net